Aile İlişkileri

Aile İlişkileri

Aile Yapısını Anlamak

Aile, insana gelecekte sürdüreceği temel ilişki zeminini hazırlar. İdeal olan, kendimizi değerli ve yararlı, duygu ve gereksinimlerimizi önemli hissettiğimiz, onları açıkça dile getirebildiğimiz bir aile ortamının olmasıdır. Bu tür işlevsel ya da destekleyici ortamlarda büyüyen insanlar, sağlıklı ve açık ilişkiler kurmaya yatkın olur, hemen her aile içinde yaşanabilen, olağan ve gelişimsel kabul edilen kuşaklara özgü görüş farklarını ve çatışmalarını aşabilirler

Ne yazık ki her aile işlevsel ya da destekleyici değildir. Bazıları kendimizi değersiz, yetersiz, önemsiz ve hatta suçlu hissetmeye yönlendirir, dünyaya, diğer insanlara ve kendimize güven duymamızı engeller, akademik, ilişkisel ve kimlikle ilgili sorunlar yaşamamıza yol açabilir.

Evden ayrıldığınızda aile sorunlarını da ardınızda bırakacağınızı sanabilirsiniz, ancak çoğu kimse, aile ortamından uzaklaştıktan çok sonra bile, yetişkin olarak yaşadığı sorun ve duyguların öncekilerden çok da farklı olmadığını, doyurucu ilişkiler kuramadığını görür.

Aile yapınızı anlamak bugünkü sorunlarınıza ışık tutabilir, değişim için kendi yapabileceğiniz şeyler vardır.

İşlevsel olmayan aile ilişkileri

Aşağıda sıralanmış olan durumlar işlevsel olmayan aile yapısına işaret edebilir:

Kötü alışkanlıklar / bağımlılık. Ailede, uyuşturucu, kumar, alkol bağımlılığı, çok eşli cinsel yaşam, aşırı çalışma ya da yeme tutkusu gibi ciddi yansımaları olabilecek bağımlılıkların ya da kötü alışkanlıkların varlığı.

İletişim sorunları. Aile üyelerinin birbirleri ile konuşmaktan, birbirlerini dinlemekten, birlikte olmaktan kaçınması.

Anlaşmazlıklarla başa çıkmada zorluk. Aile üyelerinin tartışmadan ya da yüzleşmeden kaçınarak ailedeki sorunu yok sayması ya da sorun hakkında konuşmaktan çekinmesi, bu nedenle aile içinde süren anlaşmazlık, küskünlük, huzursuzluk ve gerginlikler.

Paylaşılmayan sorumluluklar. Aile üyelerinin yapılması gereken işleri paylaşmaması, sonuçta oluşan karışıklıklar ya da yerine getirilmeyen görevler.

Fiziksel şiddet. Ailede fiziksel şiddet uygulanması, şiddet tehdidi, şiddete tanıklık ya da şiddete zorlanma, şiddetli tartışmaların yaşanacağı korkusuyla yaşama.

Duygusal istismar. Ana-babadan birinin ya da her ikisinin çocukların duygularını istismarı, onları kendi gereksinimlerini karşılamaya zorlamaları.

Mahrumiyet / ihmal. Ana-babadan birinin ya da her ikisinin çocuklarına gereken maddi yardımı sağlamaması, temel fiziksel gereksinimlerini karşılamaması ya da sağlananları geri çekme tehdidi.

Baskı. Ana-babalardan birinin ya da her ikisinin çocuklar üzerinde güce, yetkeye dayalı bir denetim uygulaması, esneklik tanımadan, kurallara ve verilmiş rollere uygun davranış beklemesi, belli bir (dini, siyasi, parasal, kişisel) inanca katı biçimde bağlılık.

İşlevsel olmayan ailelerdeki çocuk ve gençlerin durumu

Ailenizi ne kadar “normal” olarak görmeye, ana-babanızı yaptıklarından dolayı korumaya çalışırsanız çalışın, eğer aileniz yukarıda birçok özelliği gösteriyor ve siz kendinizi sık sık aşağıdaki durumlarda hissediyorsanız, ortada değişim gerektiren bir durum vardır.

•  Taraf olma. Ana-baba arasında yaşanan kavgalarda taraf olmaya zorlanma.

•  Çarpıtma. Söylenenlerle gerçekte yaşananların birbiriyle çeliştiği “gerçeklikten sapma” durumlarıyla karşı karşıya kalma. Örneğin, anne ya da babanın korkunç çekişmelerle geçmiş bir akşam yemeğini mutlu bir zaman dilimi olarak tanımlaması.

•  Küçümseme. Duygu ve düşünceleri nedeniyle görmezden gelinme, önemsenmeme ya da eleştirilme.

•  Aşırı koruma. Yaşamına gereğinden çok müdahale, aşırı ilgili ya da korumacı davranılma .

•  İhmal. Aşırı derecede uzak ve ilgisiz davranılma.

•  Red /Ayrımcılık. Sürekli reddedilme, dışlanma ya da farkı davranılma.

•  Kopukluk. Tam ve doğrudan iletişim kurulamaması.

•  Suça teşvik. Uyuşturucu madde ve alkol kullanmaya teşvik ya da bu tip eğilimlerin kısıtlanmaması.

•  Şiddet / Taciz. Fiziksel şiddet, cinsel taciz ya da çalışıp evi geçindirmeye zorlanma.

İşlevsel olmayan ailelerdeki gençler değişim için ne yapabilirler?

Ana-babalar, çocuklarındaki değişimleri, kendilerine karşı birer tehdit olarak görebilir ve onların değişim çabalarını engelleyip ve “eski hallerine dönmeye” zorlayabilirler. İşte bu nedenle, eğer işlevsel olmayan bir aileden geliyorsanız ana-babanızın değişim için size izin vermesini beklemeyin, kendi sezgi ve düşüncelerinize güvenin ve olumsuz mirası sürdürmemek için değişim çabası gösterin.

İşte size yardımcı olabilecek belli başlı ipuçları:

Çocukluk döneminizde yaşadığınız acı verici ya da zor olayları belirleyin.

Değiştirmek istediğiniz davranış, tutum ve inançların bir listesini yapın.

Listedeki her bir maddenin yanına, onun yerine sahip olmak istediğiniz davranış, tutum ve inancı yazın.

En kolay başedebileceğiniz maddeyi seçinve belirlediğiniz kendi olumlu karşıt davranış, tutum ya da inancınızı yaşama geçirin.

Olumlu karşıt davranışları, eskilerinden davranışınızdan daha sık uygulamayı başardığınızda, listeden bir başka madde seçip onu da değiştirmeyi deneyin.

Kendi kendinize çalışmanın yanında, sizinle benzer deneyimler geçirmiş bir grupla ve/ya da bir uzmanla çalışmak da yararlı olabilir.

Değişim sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar

Sorunlu durum onu “normal” kabul etmeye çalıştıkça sürer ve kendinizle ilgili olumsuz ve yanlış algılamalar gelişip yerleşir. Değişiklik yaparken, aşağıdakileri göz önünde bulundurun:

Gerçekçi beklentiler. Mükemmel olmaya ve ailenizi de mükemmel hale getirmeye çalışmayın. Neyi yapabileceğinizi düşünün.

Ben-o sınırı. Aileniz içindeki kimseler de olsa diğer insanların yaşamlarının denetiminin sizin elinizde olmadığını bilin. Nasıl davranmak istediğinizi belirleyin ve sınırlarınızı açıkça ortaya koyun.

Geleceğe yönelim. Eski ve kemikleşmiş mücadeleleri kazanmaya çalışmayın – kaybedersiniz.

Karşı tepkiye hazırlık. Yeni davranışınıza aileniz ya da arkadaşlarınız ters tepki verebilir. Bu tepkileri (örneğin, göz yaşları, bağırıp çığırma, vb.) önceden kestirmeye ve onlara nasıl yanıt vereceğinize hazırlanmaya çalışın.

Geçici gerileme. Kendinizi arada bir eski davranış biçiminize dönmüş olarak bulursanız umutsuzluğa kapılmayın. Değişim yavaş ve görecelidir, ani ve hızlı değil. Ancak yeni ve daha sağlıklı davranışlar edinmeyi sürdürdüğünüz sürece ilerlersiniz ve yeni edimleriniz günlük yaşamınızın birer parçası haline dönüşür.